23.12.2012

Alnından öptüğüm kadar

Arkadaşımı söyledim, tanımadıklarını söylediler. Haliyle bana kim olduğumu söyleyen olmadı. Sonra bir kayıkla okyanus üzerinde açıldık. Ben ve arkadaşım... Dalgalar yükseldi, Balıklar eğlenceden kafamızın üstünden atlayıp duruyorlardı...

2.12.2012

İstanbul Time - Timelapse


İstanbul için Timelapse vakti... dedik çektik, bu oldu.
Bitmiş değil, sürekli olarak yeni görüntüler gelmekte... Parça parça veya albüm şekilde de sunabilirim zaman içerisinde.

Şimdiki Explosions in the sky grubunun 5.gün parçasının eşlik ettiği video parçasında; en güzel ve en manidar bulduğum kare; muhterem ve aciz kalan Ayasofya'mız. Elbet bir gün açılacaktır, eski mânasına varıp içinde Allah diyen ümmet olacaktır...

Görüntüler sürekli olarak İstanbul boğazından ibaret olduğundan, 29 ekimin havai fişeklerini de çekmiş bulunduk. Velhasıl Türkün atası da miladı da bellidir. 29 ekimin tek mühimliği şimdi, köprüdeki havai fişekleri. dedik ve link ettik;


1.12.2012

Ham Hâl

İnsan'en Âhlak

Toprak insan.
İnsan toprağı...
Yani ham hâl.

Şimdi herşey güzel, narin ve sıcak bir ev içinde, iç içine girmiş içmiş kadar sarhoş bir televizyon. Anteni olmuş iki ayaklı umut sinyali. Durmadan sinyal, durmadan uydu kafası... Uymuyor, sonra da uyuyamıyor tabii. Belli karakterli yazma duvarı değil çünkü bu. Nekadar ve ne ekersen onu biçeceğinden, durum değişmiyor.


15.11.2012

Gavatlar ve Gargat Ağacı

Erken doğum yapan anneler de,
Çocuğunu başından beri görmemiş anneler de aynı 
Aynı çocuklar tekrar ölüyor.
Aynı zaman 
aynı yöre 
aynı acı içinde. 
Biz onlarla olacağımıza komşu kardeşlikten,
Köpeklerimiz var biraz huysuzlar...
Açlık grevi yaptıkları bir döneme girmişiz.








“Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, ‘Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız garkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.”
Buhârî, Cihâd 94, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 82





Yahudiler öyle yalnız dinsiz şerefsiz vb bir ırkmış ki, her alana Gargat ağacı dikmektelermiş. İşin asıl enteresan tarafı da şudur ki, onlar da Ayetlerde, Hadislerde ne yazdığını ne olacağını merak edip inanmış ve uygulamaya geçmişler. Ama akıl oraya kadar gelmiş, sonunda müslümanlar galip olacaklar demiş mi demiş. Bunlar yinede dengeyi bozmayıp desturlu bir şekilde gavurluğunun peşindeler...

Herkes elinden geleni yapıyor.  İnancı, inanmadığı, gücü kuvveti neyse, ona göre elini masaya vuruyor... Bizim elimiz nerde? Bizim inancımız ney, elimizi göremiyoruz ki, elinden geleni göresin. Bir kelepçe varsa sesinde mi çıkmıyor?
Doğruyu konuşanı içeri alıyorlar arkadaş.
Adnan Oktar gibi kafayı yemiş sapık herifler Türkiyede müslüman ülkesinde olur mu diyorsan, mapusta olanların suçluluğuna da inanmayacaksın. Sistem tersten işliyor. Yahudilerle gavurlarla anlaşırsan en rahatı sensin, ama dediklerini terse çevirirsen, olamaz dediklerin olmaya başlar.
Büyük sorun bu

Bu koca insanların
Dünya değersiz sorumsuz insanlığın
Artık 3. dünya savaşına girmesi gerekmektedir.
Taviz tavizi doğurdu
Analarımız bizi doğurmasaymı diyeceğiz?
Taviz de Tayyipteyse onu doğrusuna çevirsin.
Arkadaş siz büyük isanların işleri ne? 
İnsanlığa doğruluğa islama koştursanıza... 

 Hicri yılbaşımızda böyle savaşlar oluyor komşu kardeşlerimizde, 
Allah için müslüman olarak elimizden geldiği kadar zarardan kaçınalım.
Düşmana koz vermeyelim. 
Düşmanın cebini doldurmayalım yani. 
Cola içmeyin diyorlar mesela, anlayın da içmeyin artık.  
 Jelibon yemeyin, Danone almayın çocuklara. 
Bunlar geleceğimizi de köreltme işinde olduklarıından, bunların malları yenir mi? Baş düşman bunlar değil mi? Az akıllı olun, yoksa da Allah'tan akıl isteyin Allah verir. 

Allah yardımcımız olsun, 
Laiklikten, pislikten, riadan uzak kalalım 
Madem yarar etmek çok zor,
Zarara karşı savaşalım. 
Duyarsızca devam eden insanlığın vay halinedir. 
Hele komşusunu umursamayanın hali... 



    

12.11.2012

"İdam olmasın" diyen idamlıktır

"İdam olmasın" diyen idamlıktır...

Var bir sıkıntı diyorduk, var.
İnsanı nefsine tatlı davransın onu kendine çeksin, aman kan çıkmasın dendi edildi ve pisin biri ortaya çıktı.
Nefis kötü şey dedik hepimiz, ama sadece kelimeyle yakıştırdık. Oysa baktığında bal gibi görünen o olacak ki: nefis, pek nefis bir şey.

İdam meselesi bu konuda insanlık namına mühim bir meseledir. Dini meselesini deyince zulümkâr efendiler olacağımızdan, örnek alınan batılı ülkelerin idam kanunlarına ne diyecekler. Pek sevimli, sevgili geçinmiyorlarmı? Biz kendimizden dinimizden vazgeçtik diye, azgınlık yerini doldurdu. Bu aslında öleceğimiz kadar basit, olacak olası ve insan mantığına etki edecek, rota belirleyecek bir kanundur.


Hırsızlık ettiği gerekçesiyle eli kesilen adam. Çok vahşetçe, çok zulüm, vicdansızlık. topu topuna bir banka soymuş, bir gözlük çalmış hadi veya bir sakız çalmış. Sonucunda kendine ait ve hayatında belki bir kez bile düşünmediği o sahiplenmiş duyguyla yaşadığı bedenininden bir el kesilmiş. Artık hayatının devamında yapacağı işler iki kat ağırlaşmış olacak. Evet arkadaş büyük ceza. Daha idama da gelmedik el kesilmiş bi. Velhasıl bu olay senede 1-2 yaşanacak meseledir. Belki daha az olacak, sistemin yürürlüğüne ve gerçekten insanına değer verdikten, maddi manevi yaşama hakkı verdikten sonra insanlar doğrulayacaktır. Çünkü adam bu çalmanın, bu öldürmenin, bu yakmanın yıkmanın ırz düşmanlığının kötü bir şey olduğunu anlayacak tıpkı bir çocuk gibi. Tıpkısının tıpkısı belki. Çocuk parmağını ateşe sokar mı? Eğer acısını tattıysa sokmaz, henüz bilmemişse o acıyı onun ne mânaya geldiğini parmağını değil içine de atlar, yeterki büyük ateş yak. Bu durumda bu koca adamlar, bu koca hanımlar, efendiler, teröristler, vb dünya insanları haddi aşmayacak. Buradaki sistemin getirmek istediği düzen bu. Amerika dahi islam kanunu almış kendi kanunu olarak uygularken, biz birtakım, bir çeşidinden, bir yerinden müslüman olan kardeşler... O da olmadı Tc.sinde müslüman yazan adamlar, neden korktunuz? gerçekten korktunuz... işte idam öyledir. Kork diyedir.
Belliki sen kötü işler karıştırıyorsun, pis iş çeviriyorsun korkuyorsun idam kanunu gelecek diye. Asılacaz, çoluğumuz çocuğumuz asılacak vs... Kork evet. Daha sen çocuğuna edep adap öğretmemişsin, sen nesin, ben neyim dememişsin, merhamet edip gönlü hoş tutmaya salıncakta da sallamamışsın çocuğu, çocuk şimdi dar ağacında sallanıyor. Olacak iş mi? Evet olacak iş, para endişesiyle yaşadın çalıştın/çarptın durdun, bir de gel manevi tarafına, orası başka dünya, orası gelecek, orası bir bayrak temsil eder.

İlk idam istemeyeni araştır, var onun bi' haltı ki, idam niye olsun diyor.
İdam, senin malını çalana, sana ailene zarar verene, evine gireni, aileni öldürme, fenalık meseleleri olursa, sana diyetini devlet ödettirecek işte? Bu kanun tamamen insan için var olan bir kanundur. İnsanın değerini arttırmak, kıymetlemek için vardır. Neyin caniliği bu? Bu belli bir toplum için canilikse, sizin alayınız canidir. Başka bir şey olamazdır. Çünkü siz pisliğin içine batmış olduğunuzu bu halinizle ortaya koyuyorsunuz. O yüzden korkun, korkmuyorsanız da korkacağınız gün gelecek. Çünkü kusura bakmayın, biz insana değer verilmesini istediğimiz için bunu istiyoruz. Siz zulüm ettiğinizden hakkın yanında duramıyorsunuz.

Allah hepimize akıl fikir, doğruluk dürüstlük versin.
Bırakın bu terörizm kafasını. En moderni biziz şekillerini. İnsan diye bir şey var... Puta tapmaktan herşeyinizi kaybettiniz, rüya gibi dünya aleminde gezinip duruyorsunuz.

Ama Allah hidayet versin hepimize. Amin...

3.11.2012

Büyük Fetih için


Ezanla başladık, ezanla biteriz.

Tutup da saysan belki bir akşamla yatsı arası, belki duyulmadık, konuşmadık diye yani anlaşılmadık sebebinden yatsı ile sabah arası hikayemdir benim hey hayat.

Anladım ben sizi. Siz oldukça dürüst, namuslu, güvenilir ve sözü sağlam insanlarsınız. Zaten siz de kendinizi öyle düşünüyordunuz. Sorun yok, hemfikiriz işte. Adabınızdan belli oluyor.

Vakit oldu yazdık, aslında kışa giriyorduk. Sorun onun sıcak bir gülümsemesi olmayışıydı. Yani sorun benim. Yoksa mevsim bitim ayı. Son dönemin meşur moda ayı. Hepimizin özelce, güzelce yaşadığı. Elbette sersem aylardan bir kaç ayıyız. Tüm dünya kedi kadar masum, biz kutup kadar ayıyız.

Soğuk kadar soğuk, sıcak zamanı hâd bilmeyen üzülecek olan toplumuz biz.
Besmele ile başladığımız tüm yemek ve içeceklere bir bak kaç ton etmiş. Yıllar yılı yemiş içmişiz.
Bedenen bir borcu geçtim, aldığımızın yanında verdiğimiz gerçekten kötü kokan nesne. En çok olanımıza benzeyeceksek eğer, tam üstündeyiz.

Şimdi mâna zamanı değil. Devrik cümleler devrilmişliğimize hitaptır. Benim devrikliğim mesele değil, dervişliğim hiç değil. Ama mevzu kısa ama mevzu uzun, lütfen artık bilelim.

Zaman doğurur. Zaman doğurduğunda belki 1 saat içinde 100 yıl geçer.
Senin yaşın yaş değil. Saysak kaç damla akmış gözlerimizden, yaşımız o yaş.
Kaşı çatıp yelek giymek değildir sakal. Sakal sünnettir başka bir tel değil.

Ben söyleyeceğimi söylemiştim en evvel.
Sevginin yaşı, ırmaktır.
Aktıkça akası geliyor. Ve biz kuru sarmaşık yaprağı
Hep bir dala takılıyoruz.
Hep bir kıyı kenarı

Büyük bir fetih yapılacaksa, önce kendinde yapacaksın.
İnanç takvim, sabır ve kalem
Üzülmek ve zor olacak bir şey değil bu
İlk meselede elbette istikrar, istiklal
Sabır öyle laftan mallan zamanen olmaz.
Anlayıştır sabır,
Sabır anlayıştır.
Sabra lüzum gereği ve itikadi meseleye girmekle,
Kalben duymaktır acı herneyse
Dediğim üzüleceğiz anlamına gelmez 
Bilakis gizli bir huzur kapısı,
Mâna veremediğin güzel düşlerle düşmeden geri gelebilmektir sabır.

Milyonlarca nefesle uğraşıyorum sana varabilmek için
Yerimde saymak değil, zeminimi olanımı sabitlemem için.
Asl olan ebediyete birlik kurup varabilmeye niyettir zamanım.

Şimdi kalk ve bak bana
Büyük bir Fetih var, ve tez olacaktır.

fsmş

31.10.2012

Mehmet Ali Şadoğlu Kitapları

Mehmet Ali Şadoğlu'nun yayında olmayan kitaplarını temin etmek isteyen beni arayabilir.

4 kitap da bulunmakta ve temizdir...

* Mutlak İrade
* Akıl mı Kader mi?
* Neden Oy Kullanmıyorum
* Bilinmeyen Bir Bilgi

Fotoğraflar ekte.


22.10.2012

ben Sultan Fatih

ben Sultan Fatih

Öncelikle siz küfür ehli ve batıl yolların insanları, size bildiriyorum ki varacağınız yol öyle derin ateşten bir çukurdur ki, yapmış olduğun tüm fenalıkların, ria'ların ve sapkınlıkların her katril salise karesi yüzüne dolgun kıvılcımlarla yüzüne vuracaktır... Tez kılıcım dünyada ne icab gerektiriyorsa bedenden kelle koparacaktır. İmparatorluklar yerle bir olacak...

Derdik ve biterdi bir zaman...
Şimdi işler yorgun, haller darma duman. Duygular desen, işte asıl büyük vurgun yediğimiz bölge...
Zor telafiler içerisinde kala kalmış bir gençlik. Ne olduğunu bilmeden küfür kusan, sokak arası zafer kazansan 3 pata edersin ama 5 para etmezsin meseleleri. Bu lafta bunlardan gelme.
Bakıyorsunki insan, boş konuşur olmuş. Ya yalan söylediğinden boş konuşur olmuş, ya bol konuşmasından yalan da söyler olmuş, haliyle boş olmuş. Şimdi yıl 2012, ben diyim 2022. biz bu işgalden hainliğe sonra denize sokup çıkarılan aklımızla neyin zaferi, neyin barışı ve neyin adaletini sağlayacağız. Bir karıncanın İstanbul - Üsküdar semtindeki durumu bu. O karınca etrafına bakınca dünya insan görür ama dünya göremez, dünya kalmaz bu insanlarla. Kusura bakma bunlar düşünülecek. Ne düşünüyorsun ya peki? Kaç paran oldu? Paran batsın derler sana... Kim o adamlar sorusu için de, bulacam ben o adamları sana...

Kafalar karışık muhteremler. Kafalar en dedelerimizde bile karışık. İş aksamı, para akışı düzeni sağlamaz. Bir zaman sonra evinden olursun el bebek baktığın köpek kadar hayatın olmaz. İlla sıkınca mı anlayacaksın. Ah diyim, bu karışıklık bir bu dönemi mi yemekte bilmem ama, geçici olmasını temenni ediyorum, sanki göle yoğurt mayası çalınıyorda, ya tutarsa şeklinde karışıyoruz...

Şimdi biraz yorgun olduğumdan, istirahatteyim.

Allah'ın selamı üzerine olsun.


16.09.2012

Gece Sineması (The Night Cinema)

Kısafilm ister Vimeo'dan;  Gece Sineması

Cinema nedir, ne içindir gibi soruların binbir çeşit akla göre değişen çözümlerinden ziyade, bir aşk hikayesini konu aldık çünkü tüm dillerde, ırklarda ve renklerde olsun; bu duygu durumu elbet tanıdık gelecek, ve tüm izleyen kisvesince olmazsa olmazı, sinemanın baş ışık konusudur sevgi meselesi.

Bir sinema filminin can alıcı noktalarından bir bölüm diye adlandırılabilir, En doruk noktasında ve izleyenin "hadi artık" demesiyle ramaklaşan dakikalarında başrol hanfendinin seti terketmesiyle Sinema aşkıyla gerçek aşkı ayırt edememesi veya filmi öyle dokundurmuş ki içerisine, gerçeğe baktığı zaman sinemanın gayesi, sahteliği artistlerce rüyadan ibaret olması tamamen idraka gelmesi mühim konu olmuştur.

Bir çıkmazda hisser kendini, arkasında Gerçek sevgilisi ama yanında rol icabı da olsa Oyuncu sevgilisi.
Başrol adamın da belliki bir sempatizanlığı olmuş ki, olmayan bir oyunun tekrarında farklı triplerle sette rol göstermiştir. Bunun üzerine kadın tekrardan sona ona "olmaz" yaklaşımından ötürü üzücü olmuş olabileceğinin kırıklığıyla kendini izah etmeye çalışır, ve onun beklediği cevabı vermek üzereyken bir an da bilinci tekrar düşeş yaşar ve seti ne pahasına olursa olsuun terkeder.

Gerçek sevgilisi onu çevirip, bu sadece bir Sinema demesiyle herşeyi olağan karşılaması, Kadının onun sevgisini oyun kadar basit algılamasıyla onu da terkeder.
Sinemayla gerçek hayat arasında ikilem gütmüş, Aslında her ne an yaşanıp nefes alabiliyorsa, kalbini hi bir zaman terketmeyen bu kadın sevgisini de rol icabı da olsa sevmiş, ama gerçek hayatındaki sevgilisine elbette dönmek durumunda kalmış.

Hazin sonla karşılaşmasıyla sinema bambaşka bir boyuta düşmüş, hem settekilerde, hem oyuncularda.
Kadının gerçek üstü algısıyla bütün sahteyle gerçek birbirine girmiş. Ortada ne Sinema, ne Gerçek aşk kalmış. Sadece kıskançlık  ve aşkı paylaşamama durumlar olmuş.

Bu şekilde de izlenebilir.

Selamlar...

fsmş

3.08.2012

Bir iftar saatli

Günler su gibi gelip geçer derler de inanma. Sen geçip gitmeyi bilmezsin.
Günler sanki sususz kalmış günlere acı vakit doğuran zaman melekleriymiş gibi; diyemezsin.
Çünkü sen düzeni üzen, suda yol yolda uzay isteyen arsız isimsiz balıklardan başka bir şey değilsin.
Günler geçmedi, saflığın taze yumurtalarını kırıp bir tavada yiyemezsin
Bir bebeğin her gece diş sağlığını düşünen bir ana kadar olamazsın
Geleceğinin tohumlarını sabırla adım adım hazmedemezsin uykusuzluklarda
Ummak değil inanmak gerek, son günlerin hatırına
belki çok daha yakın olan vakitlere nazaran, dua kapısında
ellerini sonsuz derecesiyle açmış bir kul edasında,
zaten daha ne diyebilirsin ki onca hıçkırışınla...
Yücedir Allah bilmekte olur seni.

Sabır deyip bağrına basılmışız
İnsan olup sessizliği yutarcasına
Aç kitabını da hamd bil ey sefil velet
Yaş olmuş ölüm, sen solmuş sokak çocuğu
Ateş yak ve düşün, öyle yücedir çözüm
Sen bil ki ben yazarım, ben denemeden kazarım.