28.09.2009

Bird all we

bird me

Ses olduk, hertarafımızdan notalar sarkıyor... Gözlerimizden akan, dudaklarımızla temizlediğimiz yüzden geçen harflerin eğrik sarkık iki çengelde asılı kalış hatıralarımız. Öyle çalıyor ki duyamıyoruz. Sonralarımıza da asılan birkaç çengel ve ip çekilmiş yalnızlığımız.


Ona ne olmuşsa.. bana soğumuş. İki balkon arası sarkmış hallerim. Mırıldanıyor hallice ve aslında hiç bence değil. Sevmemişse beni, aralıklarla ocak tutmuş bir martıyla eylülü düşünürüm. Dolanır zevzeklikleri insanlığın, hiçsizliğe hiç gelişler. Bir pencere kenarında tütsüleniyoruz şimdi. Hiç-birliğimizi kutlayıp her günü bizden sanıyoruz, öbürtürlü deli oluyoruz. Haksız da olmuyoruz...

Öyle çalıyorduk ki duyamıyorduk. Konuştukça kısıldık.. Bir birey olup balık besleyecektik evet. Balıklara yem verip keyfi günlere göre sularını değiştirecektik. Herşey güzel olmaya yakındı ki,.. balığımız ölecek diye düşünür olacaktık sağanak bir kan akışında beynimizin. Ve tüm sepya tonları karartı bulayacaktı içine tek bir ak düşmüş. Kaybedilmiş ondan fazla parmaklarımızı düşünecektik.

Ona ne olmuşsa olmuş ve soğukluğuna da soğumuş. Sıkılmaya sıkılıp canı sıkılan bir insan gibi kalkıyorum ben de şimdi. Gayet hüznü bulanık avare bir yürüyüşle halsiz de olsam yaşıyorum demek, benim için bir şükürdür. Ve ölmem o an... çünkü geçmiş o anların hiçbirinde ölmedim. Biliyorum ölmem. Çünkü teyyareden bir umut bağı gelip hapşuruğuma bir mendil uzatmasını beklemem. Mendili bilirim, çekinir...

Ses olmuşuz ve balıklar duymuş, denizimizden denizlerine bir öl düşmüş.


bird you

ön adım sendendi. tabii ki bizden bir etkileşimle ama ön bacaklar senindi. giden sensin ne yöne doğru istersen ve ben biliyorsundur ki arkandayım -kualan-. ve suyum gittiği yerde bizi halsizliğe sokmasın. çünkü ben henüz bende değilim, beni bana getirip biz de buluşturacaksın sonrası beraberimizlik hep.

anlayışlı olmak ondan dolayı iyiydi. ben sana bir şey dediğimde sen bana bir şey demezlik etme. hadi de, anlarım ama hep deme.

bird all we

Hayatı tamamen tek renk görmek falan.. önemli olan hayatın tüm renklerini görüp kendi kontrastını yapabilmek. Işığı bol ya da karartılı.. o senin fotoğrafın.

10eyl09

5.09.2009

Karakalemden beyaz mürekkep akan sen

kahverengi
içli dışlı bir intihar
renginden doğan bir örümcek
hayali birkaç tutanak
ve üzüm suyunda ekşiltilmiş bir zerafet
zımba gibi basarken yüreğine
sen atacı seçip
kendini bir saate tutturdun

rotası bir omurilik olan kadıncık
inkilap tarihinin ölümsüz kahramanı
karakalemden beyaz mürekkep akan sen
iteligin pelerisinden sarkiyorsun simdi
ataç olali bir minik adım geçti
bir gölgecik
tutunası bir saate bakip geçtin

çarşafının üstünden sonbahar solukları sonra
camlarin kış ugultusunda ve
kalbin yaz gibi çarpıyor
yazıyorsun

korkunun eşgali burnundan sarkıyor
hastasın diyorum
hasta

tutanak hazırladım
yazamıyorum
halsizliğin kıyısına vurmuş bir silgi
zayıf ve delik
yosun tutmuş bir benlik
tuzlu suyun atar damarında
karakalemden baska hiçbir şey değildi
beyazin kustugu bu murekkep

31.03.2008

2.09.2009

İçmeseydik

içmeseydin bu kadar.

bırakacağım sigarayı
sen bıraktım say
ben öyle saydım
nasılsa görmüyorsun
nasılsa görmüyorum

cemreyi öpmüştüm ben
sonra o kaçtı
ben de kaçtım
öyle bitti
kısa ve öz
en güzeliydi

yaralar var elimde
hergün başka bir yara
kablolarla çevrili bir kaç iklim
sonra sen kış
ben sonbahar yarası
içtiysen o kadar..

içmeseydim bu kadar.

bırakmıştım sigarayı
sen bırakmışım diye saydın
nasılsa görüyordun
dünden yalandı
kirpiklerin gözcülük ediyor
sen boş bir anında yıkıyordun onları
adına ben diyordun
ben oralara hiç gitmemiştim
sen arada geliyordun

cemre bir güz düşüydü
düşmelik anıların hatrına düşmüş bir düşük
bir anne feryadından
sabahlamaya yakın son model yalanlar gibi
son sürat yaşamlar gibi görmedin say
öpmedim sayıyorum ben cemreyi

sigarayı bırakmak sorun değil
nefes alıp vermek gibi bir alışkanlığımız var
iyi olmadığın halleri de severim ben
içeriği bir mavi sonrası karayabilen izmaritlerimizi
topraklara afişleyerek al götür der gibi bu piçi
bir güzel halletmişizdir o günü aslında ben diye yaşayan utancı
kötü diye yorumlayıp "istemiyorum hatırlamak" ilkinci öznemizin deyişi.. "pis korkak"
ve sorun değil bu durumu da sevebilirim
o yüzden kesiyorum bu satırı haddimce

Düz yazı

sen kendi gözlüklerinin çerçevesinde boyanmışsın.
ve tanrının sana verdiği güç kollarının altından ter olarak akmasına izin veriyorsun
sonra buna saçmalık diyorsun
neydi ki saçmalık üzüm sapı gibi sarkmana neden oluyor?
hangi körün elinde değnek oldun da, çarpmadığın yer kalmamış.
vurmadık göz kalmamış ve evlerin kapıları hep sen mühürlü.

görüyorlardı da konuşabiliyorlardı da onlar
bir bitki kadar duraklamaları olsaydı da
sivrisinek kadar heyecanlıydılar kan avına çıkar gibi.
hayata...

kalabilirdik gitmeden...
bir ressamın üstüne bulaştırdığı ağlak bir boya kadar gülünç ve değiştirilesi hemen.
gidemeyebilirdik de kalmadan.
bir körün gözüne sivrisinek konup, ilham dediği şeyi gördüğünde.
dün kadar samimi ve uzak bir şekilde izleyebilirdik, mühürlerimizi.
unutmuşuz gibi, her an bitti bitecek telaşında ve artık yeter diyeceğimiz an gibi
kusmak olmazdı henüz görmeden.
ağlak renkli bir boya kadar yapış yapış, taze...


06.09.2008