23.09.2013

Ne iç

Ne içinle bir çare
Ne peynir ile fare
Hiç bir keder dert değil
Elalem ne derse eğil.

Bunca kış olmuş soğuk
Sen koşmuş bir çocuk
Sessiz sığıntı bu kovuk
Al bunu, kucak dolusu yumruk...


10.08.2013

Ayasofya Bırakılmaz

Ayasofya'yı bırakamadım kusura bakmayın,
Sultan Ahmet sağolsun
(Şehitler ölmez.)

Modernleşme ve Demokrosi

Ne kadar Türkiye içerikli bir başlık.
Umutsuz ev kadınları
Ve güçsüz iş adamları
Kırık dökük şehri sokak çocukları ile
Geçmeyen zaman çoktan geçmiş.

Uçurulan kelle sahiplerine sor
Bir eylemci kadar değildi
Bir benlik kavgası değil
İlahi yani kutsal manevi işiydi
Şimdi Moden Tabelalı devlet Türkiyesi
Sorsan şehit verdik şehit gittik.


2.08.2013

Bir Ramazan

Geleceğinden endişeliydik,
Gideceğinden ümitsiz bir bilinç şuuruyla korku.
Tutmayan nefsi kırbaçladın mı bilmem
Ama bir kaçımız bir şeyleri tuttuk,
Kimimiz gerek ağaç dalından
Gerek eli elli sigara
Zaten uzanabildiğimiz başka bir şey yok.
Ya asmaya, ya kazmaya.
Neyse işte ramazan

Biz şaban mıyız neyiz ki,
Sevdiğimiz ama yanılgılardan ötürü aile içi ayrı oturum
Gidilmeyen bir sevde ile
Çekilmeyen o tutulmuş kafalı hayat;
Gerçekten zor oldu.
Ne tuhaf ve duygu yitirici...

Rızayı kazanmak zor olacağından olacak ki,
Zorluklar ve zorluk
Sabırla sabır yatağına uzanmak gerekiyor
Su veya tok olma duyusu değil
Almayan şuur,
Doymayan bilinç ve
Sevilmeyecek ne varsa o ihtiras

Belki öyle ramazan
Şimdi tutulduğuma bakma ama
Tutturamadıysak iş kötü.
Zaten neye atsak bir adım,
Bakıyorum ki son yanım...

Eller tavana doğrulsa da,
İzdiham ne diye bilmiyorum.


fsmş

15.07.2013

Oruç vakti güzel olan

Oruç tut sıhat bul diyorlar.
Doğrudur.

Bir de özgürlük diye salın dur ediliyor ya,
Bilmeden rahatça umursamadan bol dakikalarla

5.06.2013

Aylardan bir 5

Sevdiğimizle birlikte bir vakit geçti, baktım ki böyle tutulacak gibi değil.
Bir zaman geçti, iki zaman geçti bir zamanlar öyle geçti...

Düşündüm ki bu sevgi bu bahar veya artık ne yolculuk dersen göz sehri,
İş zamana düşüyor, zaman bizim elden oldukça rahat kayıp gidebiliyor.
Mübarek gecelere uzanıp, dualanmak ve halis olan şu kalbi sahibine bağlamak.

Eftal olanı bilelim, edelim. Tefalle bir iş yürümez, anca biz kulaklarımız için direniriz.


25.05.2013

Nikâh töreni

5in 5inde dayımın kıymış olduğu nikâhımız.

Fsms - Nikah Töreni

2.05.2013

Evlilik evcilik midir?


Evlilik mi Evcilik mi?

Evlenmenin maksadı ne şekildeyse (niyetteyse), onu alırsın ve beraberinde imtihanını da olacaksın.

Bu gayeler değişir, sürekli nefes almaya alışmaktan olsa gerek ki, dünya güzelliği ve bol keyif öncelik olmuştur. Çünkü her insan kendini en güzele laik görmüştür kulluğunu bilmeden. Adap ve saygı meselesine girildiğinde işler yine değişir. O da yine bu sebeptendir. Özgüveni benliğine işleten tüm ailemiz ve teslim edildiğimiz hocalarımız bize "pek iyi" vermiştir bu hususla.

Pekiyi'i yedik ve Pekiyi olduk.

Öyle suistimale uğramış bilinçlerimiz var ki, ne kadar kalp krizi geçirsek az olacak bu bilinç yetmezliğimizle.
Sadete gelecek olursak, insan bir muamma olmuştur. Bu durumda doğru düzen bozulmuştur.

Lakin evlilikteki gaye ve tedbir yalnızca ebedi ve edebi olarak inancımıza hasıl şu hakikatcelerle olmalı, (şuurla geçinilebilmeli -dikkat edilmelidir.)

Evliliğe Teşvik:

"İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir." [1]

"İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen kavim için dersler vardır." [2]

1.Resulullah (s.a.a): "Aziz ve celil olan Allah nezdinde evlilikten daha sevimli ve değerli bir bina inşa edilmemiştir."[4]

2.Resulullah (s.a.a): "Evlilik benim sünnetimdir. O halde her kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir."[5]

3.Resulullah (s.a.a): "Genç yaşta evlenen her gencin şeytanı şöyle feryat eder: "Vay olsun ona, vay olsun ona! Dininin üçte ikisini benden korudu."O halde kul dinin diğer üçte birisi için de Allah’tan korkmalıdır."[6]

4.Resulullah (s.a.a): "Kul evlendiği zaman dininin yarısını kemale erdirmiş olur. Dininin diğer yarısını korumak için de Allah’tan korkmalıdır."[7]

5.Resulullah (s.a.a): "Uyuyan evli kimse Allah nezdinde, oruç tutup gece ibadetle sabahlayan bekardan daha üstündür."[8]

6.Resulullah (s.a.a): "Evlenin, zira evlenmek rızkınızı artırır."[9]

7.Resulullah (s.a.a): "Bekarlarınızı evlendirin, zira bu işle Allah onların ahlakını güzelleştirir, rızıklarını artırır ve mürüvvetlerini çoğaltır."[10]

8.İmam Sadık (a.s): "Evli insanın kıldığı iki rekat namaz, bekar insanın kıldığı yetmiş rekat namazdan daha hayırlıdır."[11]


_____________________________
[1] Nur, 32
[2] Rum, 21
[3] el-Bihar, 103/220/18
[4] a. g. e. s. 222/40
[5] a.g.e, s. 220/23
[6] a.g.e, s. 221/34
[7] Kenz’ul-Ummal, 44403
[8] el-Bihar, 103/221/25
[9] a.g.e, 103/217/1
[10] a. g. e. s. 222/38
[11] a.g.e, s. 219/15



Ve bir mesele de şu olacak ki:

İmam Sadık (a.s): "Allah Resulü’nün (s.a.a) dualarından biri de şuydu: "Allahım! Yaşlılık çağım gelmeden beni yaşlatan kadından sana sığınırım."[50]


Bu kaynakta daha detaylısı vardır:
http://kuyumculu.siteboard.de/kuyumculu-about409.html




Fsmş

24.03.2013

Ayasofya Açılacak!

Türk neslini katletmek için elinden gelenip yapan haydut insanların izini halen daha sürmeyin.
Doğru bildiğimiz yoldan şaştıkça onlara benzedik, onlardan beter nesil edindik.
Ecdad dediğinin artık bir mânası bile kalmamışsa, bir his bile duyulmuyorsa, utanacağız. O gün de yakındır.
Dedelerin mezar taşına yaslanıp dua etmekten gafil kalınan bir gençlikle neye hitap edilecek zannediliyor.
Nereye varılacağı düşünülüyor? Orada bir vasiyet, Allah yolunda edilen cihad ile alınmış toprakların,
Emanetciliğini dahi üstlenemediysek, bir para, bir mevki kaybı yaşama korkusuyla haysiyetimizden taviz vermişsek,
Şunu bileceğiz ki; o gün yakındır. Ya o gün yakındır, ya da hepimiz bu aziz istanbulda yanıp gideceğiz.

İyi bilelim ki, sömürünün ardı arkası kesilmez, kesilmeyecek.
Bu ilerici dediğin batı ordusu bâtıl kalmaktan batırılmış bir millet.
Top tüfek değil artık, boynumuz kangren olmuş, öylece bağlamışlar bizleri.
Sessiz sedasız kalan bir milletin bir Türk'ün ne olduğu meçhulleşmiş.
Dini verdiysek çoktan, Necip Fazıl üstadın dediği gibi;
Ayasofya bu şekilde, mânasını kaybetmiş kuru bir taş duvarı.

Sizle veya sissiz.
Allah dilediği takdirde ve vakitte, Ayasofya açılacak,
Ayasofya ile beraber, millet idrake kavuşacak.
Parçalanan ve katılaşan kalpler huzuru bulacak.

Sorumluluk sahibi vekiller;
Hak yolunda, adalet ve merhamet ile doğrulaşınız.
Allah'ın rahmeti üzerimize olsun.


Selamlarımla

fsmş

9.03.2013

İnsan'ı Zaman

İnsan'ı zaman

Karışık meyve tabağı
Sevdiğimiz işe yarar duygular
Belediye çukurları ve istenmeyen tüğler.

Güzel sözleriniz gerçekten güzel. İnsanı iğne ipliğiyle kurtaran, tonca yüklü sancıları hakikaten iyi kaldırıyorsunuz. Bu bir geçiş dönemi. An yüzünden olan hadiseler döner, aslında olan bitenden sizin de haberiniz yok.
Sadece iyi olmak için yapılan iyi şeyler, sadece kötü olmamak için kötü olunan durumlar karşısında hiç de farklı durmuyor. Beyaz ve siyah adam gibi aynı dünyada yaşıyor ve varlar.
Kötü hissedilecek bir durum yok, sadece algılarımız öyle dizayn edilmiş ki. Japonyada yapılan bir robot bile daha duygusal olabilir bir bakıma. Daha sevecen olabilir ve işte günün haberi o olabilir. Bir insan olmak diye bir başlık attığın zaman manşete, yere atılan izmariti alıp çöpe atmak deniyor. Bir insan olarak veya, insan olmayı düşünerek; izmariti yere atan o adamı kınamak gerekir gibi bir haber görmek isterdik. Çünkü tüm toplum sayglı ve saygısızı dışlamakta olur. Batıya baktığın zamansa, biliyorum başka şeyler de batıyor lafa gelince bile, hatta bataklık diyorsun. Peki onların sadece adı kötüyse? Bizim adımız güzel olup, doğrusuyla işletemiyorsak halimize bu dini? Onlar farzsız sünnetçi yaşıyorlarsa? Diğer biz, sünneti yapmayan adam, farzım bitti de sünnet mi kaldı deyip geçiyorsa. Farzı da kafasına tarz yapmış geziyorsa, bu adam batık olacak ki lafı kesebilelim. Sadece adı konmuş, marka olmuş bir kıyafet söz konusu.
Düzen öylece dönüp dolaşıyor ki, doğru olanı bildiğin halde rest çekemiyorsun, sanki ayıplanacak gibi, sanki bir hatada sürüden kaybolup yem olunacak gibi, sanki 5 gram etmez şu beyninin bir değerini göremeyecekmişsin gibi devam ediyorsun pislik sancağı elinde. Üzgün olmak da fayda etmiyor - etmeyecek bilesin. Belki elde ayaktan kesilmişsin öyle...

Buyüzden bazen öyledir, herşey sağlıktır ama bazen sigara kardeşliktir. Mermiyle deviremediğini 10 kuruşluk sigarayla bitirirsin. Kendi içinde göremediğinden nişan alamadığın sıkıntıları, ofla pufla o sürekli giren çıkan nefesle görünür hale getirip, nefesinle sıkıntıyı kusabilmek oluyor. İnsan inancıyla gitmez, gittiği gibi inanacağından, böylesi bir saçmalık oluşundan insan sigarayı bırakamaz. Esas bağlayıcı etken budur. Ama sigara kötüdür. İçindekileri araştırmakla bitiremez, kötü malzemeyi saymakla bitiremezsin. Kendi içindeki malzemeleri ne kadar bilirsin? Günlük hayatta, ihtiyaci durumlarla geleceğe yönelik iç ve dış savaşlar edilmektedir. Sigara kin tutmaz sadece kir olur, yıkarsın belki geçer belki geçmez, başlı başına bir dert olur mu diye araştırsınlar bakalım. Bu işler hep suistimaldendir. Halifeliği atmak, hafife konmak gibi belki.
Bazen evin adamısındır ama elin adamı kadar sözün geçmez. Bu sakalın uzunluğuyla alakalı değil, parayı veya umudu yüzüne gözüne sür de, pis nefesleriyle seni yalasınlar.

/Para ve umut birleşince insanın mânası ortaya çıkmış oluyor.
/Tam o sırada yeni bir dünya çağı başlamış oluyor.
Şimdi üzülebiliriz, ama fayda etmeyecek.

fsmş

24.02.2013

Akıl mı? Kader mi?

Akıl mı? Kader mi?


İşin özü, bir damla su gibidir. Sudan oluşma halimiz gibi, bilmeden ve anlamadan belli bir vakte gelene kadar hazırlanmış olduk hayata. O vakte gelip insanları sayabildiğin gün başlıyor minik akıl. Büyük bir hayat varmış gibi önünde; günleri ziyan ve umarsızca yaşayıp damdan aşağıya atıp ve devam edilir.

Kader nefesin ve anın temelidir. Ve kapsar.
Aklıyla bin yaşayanın sonu yine kaderdendir. Sonu olmuş, ölmüştür.

"İslam dini'nde kader olarak isimlendirilen, geçmiş ve gelecek tüm olaylar ve varlıklar Allah katında bulunan Levh-i Mahfuz'da yazılı bulunmaktadır. İbn-i Kemal'e göre, Levh-i mahfuz, korunmuş levha demektir. Olmuş ve olacak her şeyin yazılı olduğu kitap anlamındadır. Melekler, Levh-i Mahfûz'u görürler.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın." (Neml Suresi, 75)[1] Ayette geçen apaçık kitap Levh-i Mahfuz olarak yorumlanır.
Olmuş ve olacak şeyler Allah'ın bilgisine bağlı olduğundan Levh-i Mahfuz doğrudan Allah'ın ilim sıfatı ile ilişkilendirilir. Korunmuş olarak nitelenmesinin nedeni, burada yazılı olan şeylerin herhangi bir müdahale ile değiştirilmekten, bozulmaktan uzak ve korunmuş olmasındandır."

Vikipedia

Levh-i Mahfuz' da yazılı olan tüm hayat; çabamız, uğraşımız, sevgimiz, korkular ve ölüm anımız... Bu kadar kısa ve aciz bir akılla bile doğru olan altın yollarla gösterildiği takdirde gidemeyip, daha büyük bir akılla ne yapabilirdik.
Akıl baki olmuşsa, Kadere iman doğmuşsa bilinçte; gördüğün herşeyde Allah'ı tesbih edeceksin.

Tesbih etmen Kaderinde varsa; tesbih edersin.
Eğer Allah'a tesbih edemeyip, kaderimde yokmuş dersen, Kaderim cehenneme mi diye düşüneceksin. O vesile ve sorguyla bu sefer tesbih edeceksin.

Akıl vardır, Mânen de vardır, ruhen de Allah vermiştir. 
İşte şu kafa tasımızın içindeki tutsan bir avuç etmeyecek et parçacığı; Beyin vardır ya,  işte toplasan o kadar edecek, o kadar çap gösterecek, yine o çap kadar düşünecektir insan.
Bu kaderi aşmak, yoldan dışarı çıkmak veya benlik oluşturmak demek olamaz. Çünkü insan aklıyla düşündüğünde, sonunda haddini bilmek gerektirecektir. 
Allah katında herşey bilinmiştir. Bu sana bir fayda, veya sualden kaçma hakkı tanımayacak. O kitap olan Levh-i Mahfuz, derindir. Bunu bilmek senin harcın değildir. Zaten sabır ettikçe göreceksin, sabır ve bekleme ayrıdır. Bilinmemesi gereken bir bilgi olduğu için bilinemezdir, ulaşılamazdır. İmtihan dünyası olan bu hayat, edepli bir şekilde doğru yolda olmayı gerektirir. Amaç yalnızca budur. Allah'ın rızasını kazanabilmek. Sınavına tabi olabilmek.  

Hayat mı istiyordunuz? Günde alınan nefesin haddi hesabı yokken, her anı hissedebilen bir yaratıkken biz, işte burada hayat. Yapabileceğiniz herşeyi yapın. Yalnızca haddi bilelim, Zardan ince sınırları geçmeyelim, Ne olduk deriz daha ne olmadan... Öyle de hızlı derler hayat...

Senden önce de bir şeyler vardı, senden sonra da olacaktır. 
Bu seni bağlamadığı gibi, sende bu gidişatı bağlamazsın. 
Aklında olanla neşelenmişsin gibi, kaderinle parçalanıp gidiyorsun öyle mi?
Yaprağın düşüşüne kimse hayret etmediği gibi, adamın ölüşüne de hayret kesilmeseydi, bu gözler ve sözler ne içindi? 
Var bir akıl ki, aklın başında, düşünüp ağlarsın yatak ucunda. 
Ve söylediğimiz bu sözler Allah katında, evveli bilinmiş, ebedi ve nicesi...
Allah seni bilendir, bilmediğini bilendir.
Sen yan gelip yatma, Allah hâd bildirendir.


Gerekli link de burada; Akıl mı Kader mi?

20.01.2013

Su Okyanus

Bir damla,
Sevginin yaşı...
Okyanus deyince gökler büyür. Gökle büyüyen kalp vardır ki, tertemiz, işlenmemiş bir dünya.
Şimdi dünya geçici zimmetli nefes
Zikri harabe iklimi hürafe
Sanma öylece varılır öyle ferah
Anca gidersin telaşa son süratle.
Su Okyanus...
Beyaz bir maden,
Kitapların yanlış derlendiği, toplumlar bizden olmayan, yemeklerin tadı bulunmayan, öylesi çok, öyle bunalım nefes zamanları.

Bu yükle varılan son damla suyu, temizlemiyor insanı...
Girdiğin su okyanus, yetmeyecek insana.

12.01.2013

Bi-baht hayat

*Cam niye açık?

Dışarıya bakıyordum...

*Cam kapalıyken bak.

Havaya bakıyordum.

*İçeriden bak...

Havayı kokluyordum.

*İçeriyi kokla.

...

Camı kapayıp dışarıyı mühürledik.