ölümden öte bir şey bu aç gözlerini yoksa olmamışlıklara yüzerim. öyle bir şey ki caddelerin adı yok haysiyetsiz gözlerin ben diye hitap ettiği misal diye demiyorum ölümden öte bir şey bu aç gözlerini Eliza kalpten bir uçurum diye yasakladıkları şeydin sen bana tanrıların gözleri kapalı senin gözlerin kapalı misal diye mi diyorsun aç gözlerini Eliza son kez diyorum.
aklında yaşadığın onca hayat sonrası, kültablasında uyuya kalabilecek kadar sersemlemiş gözlerin de, o parlıyor. kaybederim seni diye, demiştim ona... iki satır sonrasını bilmeden yazıyordum. kitap okumuyordum ve bu, hissizlik olarak nitelendiriliyordu. göreceli kavramlardan uzak, yalnız bir yaşam sürer gibi onu da istiyordum. yalnızca onu. hemen parmaklarımın arasında. sigaradan daha yakın, şarkılardan daha var gibi girmesi kulağımdan... günün bir sonbaharında araba kullanıyordum. otobandaydım ve önüme sen çıktın. kışı hiç bu kadar erken beklemiyordum. dondum. dudaklarının ardından süzüldüm gittim, gittim biraz daha.. ve kasıklarına geldiğimde sen, kıştın ve baharları sevmiyordun. ben sonundaydım... adını hatırlayamadığım güzel ve endişeli bir yoldun. üstünden bir ben geçmeliydim. sessizce. kaybederim seni diye, demiştim ona... bazen değil, çoğu zaman gerçekten yetmiyor ölmüş ama diri gibi duran, yalnızca halsiz kalmış, gün içine çıkmamış hayallerini bıçaklamaya. hepimiz birer katildi...
Yorumlar