Bazı tarihlerin dönümler dolusu oluşu bir kimlik katmaz, Kimliğin esasınla bir bağlantı olması ve dolması. Düşündüğün gibi kelimeler düşmüyor yansıtmıyor zihni. Zihinle çalışan bazı ihtiyaçlar olabilir ama yansıtmıyor birebir fikri. Fikir dediğimiz şey gerçekte esasa bağlı olması gereken şey, Bu zamanla ilgili yani kitapla ilgili olur. Başka türlü fikirler rüya gibi gelip geçer gibi. Ve gibiler silsilesi. Mutlu olmakla hüzünlü olmak arasında haklı bir fark var. İkisi de birbirinin aynı yansıması gibi suda. Sana bakan bir ufuk çizgisi var, Bir yanın su bir yanın ne var veya ne yoksa o. Yansıma dediğimiz şey bir dünya kararı. Zamanla geçtiğimiz zaman, Elde kalanı biraz an Sonra oda yoksa biraz kan Kandıkça farket artık hakkını Nefes mi? Heves mi? Hak yalnız bir, Mutlak bir.. Çaren yok, çaren yalnız bir. Bir bir döküldüğün zaman Ah o zaman, ha şu zaman. Yani tüm oncalar zaman, hepsi toplasan tek bir zaman..
Erken doğum yapan anneler de, Çocuğunu başından beri görmemiş anneler de aynı Aynı çocuklar tekrar ölüyor. Aynı zaman aynı yöre aynı acı içinde. Biz onlarla olacağımıza komşu kardeşlikten, Köpeklerimiz var biraz huysuzlar... Açlık grevi yaptıkları bir döneme girmişiz. “Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, ‘Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız garkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.” Buhârî, Cihâd 94, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 82 Yahudiler öyle yalnız d insiz şerefsiz vb bir ırk mış ki, her alana Gargat ağacı dik mektelermiş. İşin asıl enteresan tarafı da şudur ki, onlar da Ayet lerde , Hadislerde ne yazdığını ne olacağını merak edip inanmış ve uygulamaya geçmişler. Ama akıl oraya kadar gelmiş, sonunda müslümanlar galip olacaklar demiş mi demiş. Bunlar ...
Yorumlar