Bazı tarihlerin dönümler dolusu oluşu bir kimlik katmaz, Kimliğin esasınla bir bağlantı olması ve dolması. Düşündüğün gibi kelimeler düşmüyor yansıtmıyor zihni. Zihinle çalışan bazı ihtiyaçlar olabilir ama yansıtmıyor birebir fikri. Fikir dediğimiz şey gerçekte esasa bağlı olması gereken şey, Bu zamanla ilgili yani kitapla ilgili olur. Başka türlü fikirler rüya gibi gelip geçer gibi. Ve gibiler silsilesi. Mutlu olmakla hüzünlü olmak arasında haklı bir fark var. İkisi de birbirinin aynı yansıması gibi suda. Sana bakan bir ufuk çizgisi var, Bir yanın su bir yanın ne var veya ne yoksa o. Yansıma dediğimiz şey bir dünya kararı. Zamanla geçtiğimiz zaman, Elde kalanı biraz an Sonra oda yoksa biraz kan Kandıkça farket artık hakkını Nefes mi? Heves mi? Hak yalnız bir, Mutlak bir.. Çaren yok, çaren yalnız bir. Bir bir döküldüğün zaman Ah o zaman, ha şu zaman. Yani tüm oncalar zaman, hepsi toplasan tek bir zaman..
Yine bir ramazan ayının sonlarında iken itikaf gibi esen düşüncelere talibiz ve yazarız. Anlık yorumların silsilesinden ibaret bir gecedeymişiz gibi dursa da, belki Kadir belki malum bir gece sevgisi. Saydığımız ve ilgi gösterdiğimiz insanlarla birlikte zamanın gölgesini itmekteyiz. Mâna verecek olursak bazı hallere, oldukça aşşağılık bir bilinçteyiz, şefaat diler gibi artık bir kültablasına bile o nazarda . Bir duman olup gideceğimiz, harici bir tiksinti bir kenarayken dahi, çoğu kere akıl etmeyiz ettiklerimizi. Mâna dedik, insana bir yolda yardım ve yataklık etmekten müebbet yiyen mübarek meselemiz. İşte onsuz bu kadar kolsuzuz. Hedef kitleleri ve hedefler hep somut, en son mezar taşları kadar, belki biraz da toprak kadar çokuz. Mübarek bu gecelerin hürmeti ve sevdası az biraz içimize işlese, biraz o huzurdan nasiplensek belki bir pencere aralanır, aralanır da nefes alırız. O nefesle de olur ya, bir ömür ayakta kalırız. Ama tabii ahir zamanda bu kadar hassasiyet kime ve nediye...
Yorumlar